
Mutfakta en çok kullandığımız ama en az düşündüğümüz şeylerden biri bulaşık süngeridir. Her gün defalarca elimizin değdiği bu küçük yardımcı, aslında sandığınızdan çok daha fazla detayı içinde barındırıyor. Peki gerçekten doğru kullanıyor muyuz?
Çoğu kişi bulaşık süngerini sadece kirleri temizleyen basit bir araç olarak görür. Oysa süngerin yapısı, nemi tutma özelliği ve sürekli ıslak kalması onu farklı bir noktaya taşır. Özellikle gün içinde birkaç kez kullanılıp kenara bırakılan süngerler, zamanla görünmeyen değişimler geçirir.
Mutfakta Gözden Kaçan Büyük Riskler
Birçok uzman, süngerlerin düzenli olarak değiştirilmesi gerektiğini söyler. Ancak bu süre kişiden kişiye değişir. Kimi haftada bir değiştirirken, kimi aynı süngeri haftalarca kullanmaya devam eder. Bu noktada önemli olan sadece kullanım süresi değil, kullanım şeklidir.
Örneğin süngeri kullandıktan sonra sıkmadan lavabonun kenarına bırakmak, en yaygın yapılan hatalardan biridir. Süngerin içinde kalan su, zamanla kötü kokuların oluşmasına neden olabilir. Aynı zamanda süngeri farklı yüzeylerde kullanmak da (tezgah, tabak, kesme tahtası gibi) riskli olabilir.
Bir diğer küçük ama önemli detay ise süngeri temizleme alışkanlığıdır. Bazı insanlar süngeri ara sıra sıcak suyla yıkayarak temizlediğini düşünür. Ancak bu her zaman yeterli olmayabilir. Süngerin yapısı gereği iç kısmında kalan maddeler kolay kolay tamamen arınmaz.
Eğer bulaşık süngerini uzun süre kullanıyor, her kullanım sonrası ıslak şekilde bırakıyor ve farklı yüzeylerde aynı süngeri kullanıyorsanız; farkında olmadan mutfağınızda bakteri üretimine zemin hazırlıyorsunuz. Yani temizlediğinizi sandığınız tabaklara, aslında yeniden mikrop bulaştırıyor olabilirsiniz. Bu yüzden süngeri sık sık değiştirmek, mümkünse farklı alanlar için ayrı sünger kullanmak ve her kullanım sonrası tamamen kurumasını sağlamak sandığınızdan çok daha önemli.







